Umudun “Doğal” Ticareti!

| 2 Mart 2011 Çarşamba

Bitkilerin tedavide kullanımı konusu istismara en açık konulardan biri. İstismar edenlerse genellikle kanser vb. çaresiz hatalıklara çare (?) bulduklarını söyleyerek, umutları istismar ediyor; umudun ticaretini yaparak bitkilere güveni de zedeliyor. İnternet ortamında, kendilerine ülkemizde olmayan bir takım unvanlar atfederek fahiş ücretlerle % 100 tedavi garantisi (?) veriyor. Yazıktır ki bu konuda herhangi bir denetlemeye de tabi tutulmuyor. Haddinden fazla iddialı söylemlerde bulunulan bir yerde çarenin barınamayacağını aşikar.

Konunun popülerliği basılı ve görsel medya tarafında da fütursuzca kullanılıyor. İnsanlarımızı araştırmadan kullandırmaya yönlendiren bu türden yayınlara her gün şahit oluyoruz. Kulaktan dolma veya güvenilir olmayan kaynaklardan yapılan bilgi aktarımı tehlikeli sonuçlar doğurabiliyor…

Bitkisel ürünlerin pazarlanmasında, yazıktır ki dinimiz de kullanılıyor. “Dini yayın”lar izleyiciyi toparlamak için kullanılıyor. Sonra da dini söylemlerle “mucizevi” ürünlerini pazarlıyorlar. Sadece bitkisel ürünleri pazarlamak amaçlı açılan bu tür radyo / televizyonlara da dikkat etmemiz gerekir.

 

 

Yasal düzenleme ve denetim yetersizliği

Şifalı bitkilerle ilgili etraflı bir yasal düzenlememizin olmaması; denetim mekanizmasının yetersizliği / işlememesi istismarı kolaylaştıran belli başlı unsurlar. Bu konuda işleyen bir yasal düzenleme yapılması zaruridir. Bu tasarı hazırlığı ile ilgili bu güne değin birçok girişim olmuşsa da, bu girişimler, mevcudu bir grubun elinden alıp ötekine verme niyetinden öte geçememiştir. Amaç, ülkemizin tabii değerlerini değerlendirip korumaya yönlendirmek ve ilgili her meslek grubunun – hiçbirini dışlamadan- bu konuda görüşleri alınarak dünya standartlarını yakalayabilecek bir düzenleme yapmak olmalıdır. Bu konuda trajikomik bir diğer nokta ise, bitkisel ürünlerin satışının yapıldığı aktarların açılabilmesi için her hangi bir yeterlilik istememesi.

1985 yılında hazırlanan bir genelge ile aktariye işi kuruluyor. Genelgede aktariye dükkânı açabilmek için aşağıdaki şartlar gerekmektedir:

  1. En son mezun olduğu okuldan diploma sureti
  2. Dilekçe
  3. İkametgah senedi
  4. Vergi levhası
  5. 2 adet resim
  6. Savcılık belgesi
  7. Hiç bir bitkisel karışım, sıvı veya katı preparat hazırlanmayacağı ve satılmayacağına dair dilekçe (Bu dilekçede Aktar ve Baharatçılarda satılması mahsurlu ve tehlikeli madde taşıyan drogların satılmayacağı da belirtilmelidir.)

Burada da görüldüğü gibi yedinci madde hariç diğer şartlar, bakkal dükkânı açılırken de istenebilecek türden şartlar. 7. maddeye de kimsenin uymadığı gün gibi aşikar!

Şahit olduğum birçok örnek var bu konuda. Özellikle son zamanlarda, getirisinin fazla olması sebebiyle aktar dükkânı açmak isteyenlerin sayısında epey bir artış var. Bunun için birkaç ay kitap karıştırıp açanı da var, hiç araştırmadan açanı da..

Merdivenaltı üretim tehlikesi

Özellikle denetim eksikliği, merdiven altı tabir edilen üretimleri arttırmış durumda. İçinde ne olduğu belli olmayan ürünler günbegün önümüze koyuluyor. Sayısız firma şaşalı reklamlarla, son derece modern tesislerinde üretim yapıldığını beyan ediyor. Ancak durum hiç de öyle gösterildiği gibi değil. Bu tür firmalar genellikle sadece kapsüllere dolum veya gelen dolu ambalajlara etiketleme yapıyor. Yüzde yüz bitki özlü tabletler diye iddia ettikleri de genellikle bitkilerin kullanılan kısımlarının “toz” edilip kapsüllenmesinden ibaret. Bu şekilde kullanılan kapsüllerin de ne yazık ki hiç yararı görülemiyor. Olması gerekense ekstrelerin kapsül ve tablet şeklinde standardize hale getirilmesi. Ancak bu şekilde etkiyi bekleyebiliriz.

Son zamanlarda afrodizyak ve zayıflatıcı özellikli “bitkisel!” ürünleri ithal eden konuyla “paradan” başka ilgisi olmayan firmaların sayısında da artış var. Piyasaya sürdükleri ürünlerin, kısa zamanda maksimum düzeyde etki ettiğini iddia ediyorlar. Belirli bir etki de görülüyor. Ancak ürünlerin etkisi “tamamen doğal!” olan ürünlerindeki “kimyasal” maddeler. Bu kimyasal maddeler insanda geri dönüşü olmayan tahrifatlara sebebiyet veriyor. Zayıflama ürünlerinde genellikle sibutramin; afrodizyak ürünlerde de sildenafil sitratı kullanıyorlar. İki madde de doz aşımında ciddi yan etkiler yapabiliyor. İçinde sibutramin kullanılan “bitkisel!” zayıflatıcılardan birisini kullanan insanımız, yakın zamanda bu ilaç yüzünden yaşamını yitirdi.

Umarız bu yazımız ilgililer tarafından okunur, dikkate alınır ve bu konuda acil önlem alınır. “Bitkiler hiç de masum değil!” gibi yaftalayan söylemlerle, canım tıbbi bitkilerimizin masumiyeti, insanların hilekarlığı altında ezilip yok olacak..

Sağlıcakla,

Paylaş:
Kategoriler: GÜNCEL, SAĞLIK


Yorum Gönder

Yorum göndermek için kayıtlı olmalısınız. Ekolojik Rehber'e üye olmak için tıklayın.



Yazar Hakkında

Nazım Tanrıkulu


1981 yılında Balıkesir'de doğdu. 2000 yılında Kırıkkale Üniversitesi Petrokimya Bölümü'nde bir yıl öğrenim gördükten sonra tıbbi bitkilere olan yoğun ilgisi sebebiyle bu bölümü bıraktı. 2001 yılında Selçuk Üniversitesi Çumra Meslek Yüksekokulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler programında eğitime başladı ve 2003 yılında mezun oldu. Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi'nde, proje aşamasından itibaren 7 yıl süreyle görev yaptı. Muğla, Kars, İzmir, Çanakkale, Bursa, Balıkesir, İstanbul, Artvin, Isparta ve Antalya'nın bazı yörelerinde flora ve etnobotanik araştırmaları yaparak Anadolu bitki bilgeliğini kısmen de olsa kaydetti. Türkiye Florası'nda yetişip, yeterince tanınmayan tıbbi bitkilerin tanıtılması amacıyla "Ayın Tıbbi Bitkisi"; bitkilerin doğru kullanımları konusunda halkı bilgilendirmek amacıyla da "Tentür Hazırlama" ve "Bitki Özleri" atölyesi düzenliyor. Kars/ Boğatepe köyünde tıbbi bitkilerin yetiştirilmesi, kurutulması ve değerlendirilmesi konusunda eğitmen olarak katkıda bulundu. Tokat, İzmir/ Ödemiş ve Çanakkale/ Gelibolu'da tıbbi bitkilerin kültürü ile ilgili danışmanlık yaptı. Antalya'da açılan Antalya Eczacı Odası Tıbbi Bitkiler Bahçesi'ne danışmanlık yaparak katkıda bulundu. Çeşitli basın yayın organlarında tıbbi bitkilerle ilgili makaleleri yayınlandı, televizyon programlarında söyleşiler yaptı. Fitoterapi, aromaterapi refleksoloji, homeopati kurslarına katıldı. Homeopati Derneği ve Aromaterapi Derneği'nin yönetim kurulu üyesi, Merkezefendi Geleneksel Tıp Derneği, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Doğa Derneği üyesi. Geleneksel tedaviler, flora araştırmaları, etnobotanik, doğal boyama, antropoloji, doğa fotoğrafçılığı, arıcılık gibi konularla da ilgilenen Nazım Tanrıkulu, eski metinlerdeki şifanın izini sürmek amacıyla Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde öğrenimine devam etmektedir. Kütahya Belediyesi Hekim Sinan Tıbbi Bitkiler Araştırma Merkezinde görev yapmaktadır. Hayykitap'tan Ekim 2010'da yayınlanan "Tıbbi Bitkileri Doğru Kullanma Rehberi" adlı bir kitabı bulunmaktadır.